Ben İtalyadaykene – 3

Gün 4:

İyi ki bir üst üste yazı yazayım dedim yine araya 1 ay girdi neredeyse… Artık kusuruma bakmayın =) 

Floransa’ya yolculuğumuza başlamadan önce Katedral Meydanı’na Pisa Kulesi ile meşhur pozumuzu vermeye gittik. İnsanlar – ben de dâhil olmak üzere – hep bu pozla dalga geçiyorlar biliyorum. Ama emeğe saygı duymak lazım hayatımda bu kadar çok uğraştığım bir fotoğraf daha olmamıştır. Onun açısını ayarla, bir sütunun üstüne çık, çevrede sürekli ikaz etmek amacıyla düdük öttüren polislere aldırış etmemeye çalış, efendime söyleyeyim kalabalık bir de delilerce sıcak. Yok yok, bu pozlar saygıyı hak ediyor. Tekme filan atanlar da var ama 1 yıldır pilates yapmama rağmen ben o kadar esnek değilim ama yapana da mani olmayayım. Hepimiz burada gariban Pisa Kulesi’ni “itip-kaktıktan” sonra ise çok güzel bir şey oldu; tam hediyelik eşya satanların arasında yürürken, bir grup Bangladeşli ellerinde Türk bayraklarıyla bekliyorlardı, o kadar tatlıydılar ki. Tabi 4 günün üzerine bir de Türk kahvesi yapan bir yer buldum hemen oralarda. Bu motivasyonla Floransa’ya full enerji ile geçtik.

Ah Floransa! Eskiden askerlerin savaşa giderken geçtikleri bir yer olduğu için halk onları mutlu etmek ve uğurlamak adına onlara çiçekler verirmiş. Floransa’nın adı işte buradan gelmekte. Ben bu şehre aşık oldum.. Hayatımda hiçbir yere kendimi bu kadar ait hissetmemiştim. Büyülendim. Santa Maria Del Fiori Katedrali’nin muhteşemliği beni benden aldı. Bu katedralin hemen arkasındaki kubbe 46 m çapı ile desteksiz durmaktaymış. Eğer bu yazıyı okuyanlar arasında mimar – mühendis varsa bunun nasıl olacağını anlarsa lütfen ilgili kurum ve kuruluşlara bildirsinler çünkü bu katedral yapıldığından beri, bir daha kimse desteksiz bir şekilde 46 m çapındaki bir kubbeyi ayakta tutmayı başaramamış. Bahsi geçen kilisenin inşaatı 1296 yılında başlamış. Kilisenin inşa amacı ise o dönem gittikçe zenginleşmekte olan Floransa’nın Avrupa’nın ekonomik ve kültürel merkezlerinden biri olduğunu herkese göstermekti. Kilisenin projesinde devasa bir kubbe çizimi vardı. Proje, o dönemin asilleri tarafından onaylanmış, lakin kimse bu büyüklükte ve (46 m) genişlikte bir kubbenin nasıl yapılacağını çözememiş. Çünkü hali hazırda kilisenin kendisi de 55 m yükseklikte olduğundan, bu kubbe 55 m’nin üzerine inşa edilecekti. 1418 yılında yapılmış olan bu kubbenin dâhisi Filippo Brvnelleschi’dir. Sırrını asla söylememiş, hiçbir yerde yazılı kaynak da bırakmamış, öldüğünde ise sırrını kendisi ile birlikte mezara götürmüş. Günümüzde dahi sır hala çözülebilmiş değildir. Üniversitedeki hocalar eşliğinde öğrenciler hala 46 m çapında bir kubbeyi ayakta tutmaya çalışmaktalarmış.

Medici ailesini anlatmadan geçersem olmaz. Mediciler, soylu bir kökten gelmemiş, ama zamanla sanata dost, kimi zaman da halka düşman köklü bir aile haline gelmişlerdir. Bu insanlar bankacılığın temellerini oturtmuş insanlar olsalar da, günümüzde onların yaptığı işin tam karşılığı “tefecilik”.  Bu arkadaşlar para ile oynama deyimini çok yanlış anlamışlar. Velhasıl, bu aile güçlendikçe Floransa’nın yönetimini ele almış ve halka zulmetmeye başlamış. Halk buna razı olmamış, ayaklanmış. O dönem Medici ailesinin en güçlü üyeleri sürgüne gönderilmiş. Fakat sürgünden de durulup gelmemiş Mediciler.  Aksine halka daha da diş bileyen bu aile, bütün halkın yüreğine korku salmak için Piazza Della Signoria’ya inanılmaz heykeller yaptırıp dikmişler. Bu heykellerde kafası kesilenlerden, sopayla dövülene kadar her türlü şiddet gören – gösteren insanlar tasvir edilmiş. Bu Mediciler tarafından halka verilmiş bir gözdağı imiş. Öte yandan ünlü David heykeli o dönem bu meydanda imiş, heykel Rönesans’ın, özgür düşüncenin bir ürünü iken Mediciler bu heykeli de vahşet sahnesinin karşısından kaldırtmamış. Bunun nedeni ise, heykelin sahibinin ünlü heykeltıraş Michalengelo olmasıymış. Mediciler üstte yazdığım kötü özelliklerinin yanı sıra, sanata ve sanatçıya oldukça düşkün bir aile. Bu sebeple, ailesinin durumu olmayan, sanatçı kişiliği yüzünden baskı gören kişileri himayeleri altına alıp, onların eğitimlerini sonuna kadar desteklemişlerdir. Michalengelo da onların himayesi altında yetişmiş sanatçılardandır. Eğer o heykeli kaldırsalardı, kendi yaptıklarıyla çelişeceklerini düşündüler sanırım.

Bildiğiniz üzere – ya da bilmediğiniz- sol kolumda Osmanlıca bir dövmem var. Dövmenin okunuşu AH MİNEL AŞK şeklinde ve anlamı “ gücünü aşktan alan”. Bu dövmeyi bugüne kadar okuyabilen olmadı. Hattata yazdırdığım için tam Arapça yazım kurallarına sadık değil o sebeple kimse okuyamıyor diye ben kendimi avuturken, Floransa sokaklarında gezdiğim esnada, göçmen bir vatandaş çat diye kolumu tuttu “Ah Minel Aşşk!” diye okudu! Ben ve turdaki herkes şoka girdik. Türkiye’de bir kişi bile okuyamamış olsun, ama İtalya’da hiç beklemediğim bir anda dövmemi okuyabilen birisi çıksın. İnsan nasıl şaşırmaz!? Bir de üstüne içinde ah minel aşk sözleri geçen Arapça bir şarkı ile serenat yapmasın mı? Ay hayatımda başıma gelen en ilginç şeylerden biriydi gerçekten 😀

 

Floransa’ya kadar gidip Uffizi Galerisi’ne gitmemek olmazdı tabi ki. Buranın biletleri online satılıyor, gitmek isteyenlere önbilgi olarak vereyim de orada sonra uğraşmak durumunda kalmasın kimse. Benim en sevdiğim tablo olan ”Venüs’ün Doğuşu’nu” burada kendi gözlerimle gördüm , inanılmaz bir deneyimdi gerçekten.. Galeriyi anlatmayacağım çünkü bu anlatılmaz, yaşanır cinsinden bir durum. Bunu gidip bizzat kendiniz görmelisiniz. Ben 3 saatte bitiremedim, eğer gitmeyi düşünürseniz kesinlikle en az 4-5 saat ayırmanızı tavsiye ediyor ve bu günlük yazımı noktalıyorum J  Ayrıca bu gibi seyahat ipuçlarını daha uzman olarak gezen en yakın dostumun sayfasından öğrenmeniz için www.mugeerkent.com u ziyaret etmenizi kesinlikle öneriyorum.

Gelecek yazı da Colleseo (Kolezyum) ve Aşk Çeşmesi’ni yazacağım ama bu hızla gidersem herhalde Kasım ayını bulur hahaha J

Paylaş

2 thoughts on “Ben İtalyadaykene – 3

    1. Aslında sırada Aşk Çeşmesi ve Collesium vardı ancak Pompei sanırım öne geçecek gibi =) sıralamayı değiştiriyorum , teşekkürler 🙂

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir